Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi
Akdeniz ve Güneydoğu Avrupa Ülkeleri Ç.U.A.M.
Karşılaştırmalı Hukuk Uygulama ve Araştırma Merkezi
Klinik Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi
Sosyal Ekonomik ve Politik Araştırmalar Merkezi
03.03.2026
Şubat 2026’da Antalya’nın kuzey kesimlerinde etkili olan yoğun yağışların ardından Antalya–Konya karayolunda meydana gelen su baskını ve ulaşım aksaması, Antalya Bilim Üniversitesi CBS ve Uzaktan Algılama Laboratuvarı tarafından yapılan uydu görüntüsü analizleriyle ortaya konuldu.
Antalya Bilim Üniversitesi CBS ve Uzaktan Algılama Laboratuvarı tarafından yürütülen çalışmada, Avrupa Uzay Ajansı’na (ESA) ait Sentinel-2 uydu görüntüleri kullanıldı. Olay öncesi ve sonrası koşulların karşılaştırılabilmesi amacıyla iki farklı tarih analiz edildi. 4 Şubat 2026 tarihli Sentinel-2 görüntüsü normal koşulları temsil ederken, 19 Şubat 2026 tarihli görüntüde karayolu güzergâhı boyunca, özellikle Başlar/İbradı çevresi ve üst havza kesimlerini kapsayan alanlarda su yüzeylerinin belirgin biçimde arttığı tespit edildi. Ayrıca yol hattının bazı kesimlerinde su birikimlerinin oluştuğu belirlendi.
Çalışmanın bulguları, yoğun yağış sonrasında oluşan yüzey suyu artışının karayolu güzergâhı ile aynı mekânsal alanlarda gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Elde edilen sonuçlar, bölgede yaşanan ulaşım kesintisinin uydu verileri üzerinden karşılaştırmalı analizlerle bilimsel olarak doğrulanabildiğini göstermektedir.
Antalya Bilim Üniversitesi CBS ve Uzaktan Algılama Laboratuvarı Sorumlusu Dr. Öğretim Üyesi Raziye Hale TOPALOĞLU, Uzaktan Algılama ve CBS entegrasyonuyla gerçekleştirilen mekânsal analizlerin afet sonrası değerlendirmelerde hızlı ve nesnel veri üreterek karar destek süreçlerine önemli katkılar sunduğunu ifade etti. TOPALOĞLU ayrıca, farklı tarihlere ait uydu verilerinin karşılaştırılmasının olayların mekânsal etkilerinin daha açık biçimde anlaşılmasına yardımcı olduğunu belirtti.
Antalya Bilim Üniversitesi, bu tür veri temelli analizlerin afet ve acil durumlara yönelik değerlendirme süreçlerinde kurumlar ve ilgili paydaşlar için tamamlayıcı bir bilgi kaynağı niteliği taşıdığını vurguladı.