POLS 508 - AVRUPA BİRLİĞİ DIŞ VE GÜVENLİK POLİTİKASI

Bu ders, öğrencileri Avrupa Birliği’nin uluslararası siyasette ayırt edici bir aktör olma çabaları üzerine teorik ve ampirik tartışmalarla tanıştırmanın yanı sıra çeşitli konularda ortak dış, güvenlik ve savunma politikalarını açıklamayı hedeflemektedir. Avrupa Birliği bütünleşme süreci çerçevesinde "Ortak Dış ve Güvenlik Politikası" ile "Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası" nın tarihsel gelişim sürecini incelemek bu dersin ana gerekçesini oluşturmaktadır. ODGP ve OGSP’nın kurumsal yapısı, AB üye devletleri arasında yakınlaşma ve ayrışma alanları, bu süreçte karşılaşılan başarı ve başarısızlık örnekleri, diğer küresel güçlerin ODGP ve OGSP'ye yönelik tutumları ve ilerideki zorluklar bu dersin konularından bazılarıdır.

 

POLS 562 - MİLLİYETÇİLİK: TEORİLER VE VAKALAR

Bu ders, öğrencileri, parçası olduğumuz farklı siyasi-ekonomik-sosyal ve kültürel sistemler daha önce insanlık tarihinde görülmemiş bir hızda değişime ve dönüşüme uğramasına rağmen, bu sistem ve yapılar açısından etkisini ve önemini yitirmeyen “milliyetçilik” olgusu üzerinde çalışmaya ve düşünmeye yönlendirmektedir. Milliyetçiliğin ne anlama geldiği tarihi süreç içinde aldığı farklı şekiller ve yorumlar ışığında değerlendirilecek; milliyetçilik kuramları, dünyanın farklı coğrafyalarında ve tarihi zaman dilimlerinde nasıl yansıma bulmaktadır sorusuna cevap aranacaktır. Ulus-devletin tanımı, gelişimi, ulus-kimlik, (post-)kolonyal dönem milliyetçilikleri, ekonomi-politik ve milliyetçilik, demokrasi ve milliyetçilik, din ve milliyetçilik, şiddet-savaş bağlamında milliyetçilik ders programında ele alınacak başlıca konulardır.

 

POLS 567 - TÜRK DIŞ POLİTİKASI

Bu derste Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren Türk dış politikasında meydana gelen gelişmeler II. Dünya Savaşı, Soğuk Savaş, vb. küresel gelişmeler ışığında ve tarihsel bağlamda analiz edilmektedir. Türkiye’nin hem ABD, Rusya, İngiltere, vb. büyük devletlerle ilişkileri hem de Ortadoğu, Balkan, Kafkas ve Orta Asya devletleri ile ilişkilerinin tarihsel gelişimine odaklanılmaktadır. Türk dış politikasının Türkiye iç siyasetine, ekonomisine, sosyal hayatına ve askeri gelişime etkileri ve diğer yandan bu tür iç gelişmelerin dış politikaya etkileri kapsamlı bir şekilde ele alınmaktadır. Ders kapsamında Türk dış politikasında yaşanan gelişmelerin yanı sıra Türk dış politikasını belirleyen ve uygulayan kişi ve kurumların Türk dış politikasında oynadıkları rollere yer verilmektedir.  

 

POLS 568 - ORTADOĞU SİYASETİ

Bu derste eski çağlardan günümüze kadar geçen dönemde Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler incelenmektedir. Dersin ilk bölümünde İslamiyet öncesi ve sonrası dönemden başlayarak Osmanlı İmparatorluğu ve sonrasında bölgede yaşanan gelişmelerin siyasi, ekonomik, sosyal ve askeri dinamikleri ele alınmakta, sonrasında Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünün ardından yeniden şekillenen bölgede yaşanan gelişmeler günümüze kadar analiz edilmektedir. Özetle, dersin ilk bölümünde Ortadoğu’da yaşanan tarihsel gelişmeler ele alınmaktadır. İkinci bölümde ise bu tarihsel arka plan çerçevesinde bölgede yaşanan güncel gelişmeler küresel, bölgesel ve ülkelere özgü dinamikler ışığında incelenmektedir. Bu kapsamda Ortadoğu devletlerinin yapıları, Ortadoğu siyasetini şekillendiren faktörler ve özellikle 20. Yüzyılla birlikte bölgede etkinliklerini artıran Batılı devletlerin politikaları geniş bir çerçevede incelenerek geleceğe yönelik öngörülerde bulunulmaktadır.

 

POLS 589 - BİTİRME PROJESİ

Bu ders kapsamında öğrenciler programdan mezun olabilmek için yazmakla yükümlü oldukları bitirme projesi araştırmasının arka planını ve alt yapısını oluştururlar. Bitirme projesi konusu öğrenci ve program danışmanı tarafından programın içeriğine uygun olacak şekilde belirlenir. Öğrenciden bu konu üzerine orijinal, akademik yazım kurallarını gözeten, belirli sosyal bilimler araştırma yöntemlerini kullanan bir araştırma raporu yazması beklenmektedir. Araştırma raporunun teknik detayları ve karşılaması gereken kriterler bölüm sayfasında yer alan “Bitirme Projesi Yazım Esasları” başlıklı belgede bulunmaktadır. Yazılan bitirme projesi raporu Seminer Dersi’nde sunulur ve derste başarılı olan öğrenciler programdan mezun olmaya hak kazanır.

 

POLS 569 KUTUP ÇALIŞMALARI

 

Arktika ve Antarktika kıtaları diğer kıtalardan oldukça uzak mesafelerde bulunmakla beraber dünya iklim sisteminin bir parçası durumundadırlar. Ekvator bölgesi ile kutup bölgeleri arasındaki enerji ve sıcaklık farklılıklarına bağlı olarak bu iki alan arasında sürekli bir soğuk hava değişimi ve deniz akıntıları gözlemlenmektedir. Bu sirkülasyon yoluyla sadece kutup bölgelerinin iklimi yönlendirilmemekte ve buzul dağlarının erimesi yavaşlatılmamakta, aynı zamanda global düzeyde bir etkileşim de gözlemlenmektedir. Kutup bölgelerini örten buzullar dünyadaki toplam buzul miktarlarının %90'ını oluşturmaktadır. Onların içlerinde barındırdıkları taze su miktarı ise dünyadaki tüm toplam taze suyun %80'ine tekabül etmektedir. Bu buzul dağları ve taze su miktarları dünyanın kendi doğal gelişimiyle veya insan eliyle ortaya çıkan CO2 emisyonu sonucu ortalama olarak ölçülen küresel ısınmadan iki kat daha hızlı artmaktadır. Bu değişimler, özellikle İklim araştırmacıları ve buzul bilimcileri için yeni araştırma alanları ortaya çıkartmış ve yeni söylemleri gerekli kılmaktadır. Sosyal bilimciler bu değişimin ağırlıklı olarak ekonomik, siyasal, hukuksal, jeostratejik ve güvenlik perspektifleri üzerindeki etkilerini araştırmaktadırlar. Derste bu bakış açıları üzerinde durulacaktır. Bu çerçevede sosyal bilimciler için büyük sorun, artan küresel ısınma sonucu, kutup buzlarının muhtemel kaderi ve bu kaderle bağlantılı olarak ortaya çıkan/çıkacağı beklenen yeni ekonomik potansiyeller ve bunların paylaşımı yanında bu alanların kime/kimlere ait olduğuna dönük analizlerdir. Tamamlayıcı olarak deniz tabanının üstünde olan ve karmaşık bir yapısı bulunan büyük deniz biyo çeşitliliğinin tespiti yanında deniz tabanının altında bulunan cansız kaynakların dökümü ve onlara ulaşım ve bunların dağıtımı küresel düzeyde cevap verilecek soruların içinde bulunmaktadır.

Doğal kaynakların bulunduğu coğrafyalar her zaman çatışmaların odağı haline gelmiş ve bu kaynakların yönetiminde söz sahibi olanların barış getirme vaadiyle karşı karşıya kalmışlardır. Kuzey Kutup Bölgesi'nde bulunan enerji kaynakları, o okyanusu çevreleyen beş ülkeyi kısmi olarak çatışmalar eşiğine getirmiştir. Teknolojinin hızlı gelişimi sonucu Arktika Bölgesi’nin nimetlerine ulaşılması ve toplumların hizmetine sunulması artık mümkündür veya kısa ve orta zamanda bu mümkün olacaktır. Kutup Bölgesi’ndeki madenlerin, petrolün, doğalgazın ve değerli toprakların dünyanın diğer bölgelerindeki kaynaklara rekabet edebilecekleri fiyatlarla işlenebilecekleri ortaya çıkmıştır. Bu bölgelerdeki doğal kaynakların artan bir tempoyla kullanılmaya başlanması, yeni ulaşım yollarının açılması bunların nasıl paylaşılması sorununu da beraberinde getirmektedir. Özellikle Soğuk Savaş döneminde ağırlıklı olarak ABD ve SSCB tarafından askeri ve stratejik maksatlarla kullanılan Kutup Bölgesi’nin bu önemi azalmakla birlikte tamamen ortadan kalkmamıştır. Silah sanayisinin hızlı gelişimi ve düşmanın en kısa yoldan vurulması ancak Kuzey Kutbu üzerinden mümkündü ve mümkündür. Bu gerçek, silah endüstrisinin tüm gelişmelerine rağmen, bir ölçüde bugün bile geçerlidir. Buna karşın bölgenin ekonomik potansiyeli ve bunların sahibi olunması anlamında bu coğrafyanın önemi artmaktadır. Bu arka plandan hareketle Arktika Bölgesi’nin, günümüzde artan ölçüde uluslararası ticarete açık bir saha olarak kabul edilmektedir. Arktika’nın küresel ekonomi ile entegrasyonu ve dünya pazarlarına açılması, bölgenin barış içinde mi yoksa bir savaş ortamında mı olacağı sorusunu aklımıza getirmektedir.

Bugün bu askeri boyuta ekonomik ve çevresel bir boyutta eklenmiş bulunmaktadır. Buna göre bu bölgede çok büyük yer altı madenleri, fosilleri ve enerji kaynakları bulunmaktadır. Kanada gibi şimdiye kadar barışsever söylemleriyle ön plana çıkmış ve Danimarka gibi nüfusu sadece beş milyon civarında olan ülkeler bile bu ekonomik çıkarlarını korumak için özel askeri birlikler oluşturmaktadırlar. Bu durum bölge ülkeleri arasında güvensizlik olmasından kaynaklanmaktadır ve çatışma alanları oluşturmaktadır.

Politik gelişmeler bağlı olduğu coğrafyadan, olayın yaşandığı ‘zamanın ruhundan’ ve yaşanılan mekândan bağımsız olarak sorgulanamaz. Bu nedenle, coğrafi konum siyasi hedefler belirlenirken hep tartışma konusu olmuştur. Bu tartışma Türkiye’nin deniz alanlarında yaşanan sorunlara da örnek teşkil edecek niteliktedir. Burada yaşanan sorunların çözümü, Türkiye’nin özellikle Ege meselesinde yol gösterici nitelikte olacaktır.

Kuzey Kup Bölgesi'nin robot ve uzay teknolojilerinin test edildiği ay manzarasına benzer bir alan olarak kullanımı;

Tabiat bilimcileri ve macera severler tarafından uzun zamandan beri başka bir eşi ve benzeri bulunmayan bu bölgeler, son çeyrek asırda ekonomik, siyasi, hukuki, stratejik ve çevre boyutlarıyla ön plana çıkmaktadırlar. Bölge ülkeleri bölgeye dönük strateji raporları yayınlamaktadırlar. Kutuplardaki bu değişimlerin geleceğimizi yönlendirebileceğinden hareketle derste şu temel sorular ortada durmaktadırlar:

Arktika ve Antarktika kıtaları üzerinde kim veya kimler egemenlik için mücadele etmekte ve bunun için ne gibi stratejiler geliştirmektedirler? Hangi çatışma alanları iki dost ülke olan Kanada ve ABD'yi olduğu gibi Kanada ve Danimarka'yı karşı karşıya getirmektedir? Kuzeyin iki büyük gücü olan ABD ve RF hangi alanlarda uyuşamamaktalar? RF ve Norveç çatışma sorunlarını nasıl minimale indirgeyebildiler? İki bölgede de bulunan –değerleri milyar dolarla ifade edilen- kaynakların sahibi kim veya kimler olacaktır?

Çatışma yaşanan ve yaşanabilecek alanlar hangi coğrafik bölgelerdir? Hangi devletler ulusal çıkarlarını korumak için çatışmalara nasıl ve ne ölçüde dâhil olabilecektir? Çıkar çatışmaları barışçıl çözümler etrafında mı şekillenecektir? Yoksa iki bölgeyi de kısmi çözümsüz bir süreç mi beklemektedir?

Küresel ısınmanın yaşandığı çağımızda çok narın ve hassas olan Kutup Bölgeleri nasıl korunacaktır? Kuzey Kutbu Bölgesi'nin hangi ülkelerine ne gibi gerekçelerle bölgenin buzulsuzlaşmasını bekler bir tavır sergilemektedirler?

Arktika Kıtası coğrafik olarak dünya topraklarının takriben % 8 'ini kaplarken, dünya nüfusunun sadece % 1'ini bile barındırmamaktadır. Bununla beraber Kuzey Kutup Dairesi içinde çok farklı yerli halk grupları bulunmakta ve halen geleneksel kültürlerini yaşatmaktadırlar. Bununla beraber kendine has sosyo-ekonomik farklılıklarıyla ve ülkeden ülkeye değişen siyası sistemin koşullarıyla yerli halkları çok farklı segmentlere dayanarak yaşamlarını sürdürmektedirler.

Ayrıca, zengin yeraltı kaynakları, özellikle petrol ve doğal gaz madenleri ve değerli toprakları içinde barındırmaktadır. Bu kompleks yapı aynı zamanda çeşitli çatışma alanlarını işaret etmektedir. Dolayısıyla bölgeyi kendine mahsus yüksek buzul dağlarının manzaralarına, göz kamaştırıcı kürklerin temin edildiği topraklara, 'Yüksek Kuzey'in simgesi haline gelen kutup ayılarına ve kutup tilkilerine indirgememek gerekir. Tam tersi, Kutup Bölgeleri, uluslararası ilişkiler için hem kendi hukuksal yapılarıyla ve hem de coğrafik yapılarıyla tamamen ayrılmaktadırlar. Arktika Bölgesi'nin son çeyrek yüzyıldır artan önemi, bölgeye dönük ulusal çıkarları ön plana çıkartmaktadır.